![]() |
|
Azİz Nikolaus’tan Noel Baba’ya |
|
Çocukların sevgilisi, hediyeleşme ve umudun kaynağı Noel Baba, Likya’nın en önemli şehirlerden
biri olan Patara'da 3. yüzyılda dünyaya gelmiş. Sevgili
Noel Baba’nın çocukluğu Patara’da geçmiş. Noel Baba’nın küçük
yaşlarda annesi ve babasını kaybetmesiyle, sorumluluğunu
ileride çok seveceği
amcası almış. Okul
çağına geldiğinde, Likya’nın eğitim merkezi olarak bilinen
Xanthos’ta başladığı öğrenimini başarıyla tamamlamış. Noel Baba, Xanthos’ta geçen
gençlik yılları sonrası, inşaatlarda
duvar ustalığı yapan ve Myra’da çalışan amcasının yanına gitmiş.
Noel Baba’nın bundan sonraki yaşamını sürdüreceği yer olan Myra’nın M.Ö 500’lü yıllarda kurulduğu biliniyor. Likya’nın önemli bir liman kenti olan Myra, o dönemlerde gerek ticari, gerekse askeri açıdan oldukça güçlüdür. Halkıysa Likya’ya bağlı diğer kentlerde olduğu gibi, birçok Tanrı ve Tanrıça’ya inanırmış. Apollon, Venüs, Diana, Artemis ve daha bir çok isim... Bu Tanrı ve Tanrıçalar’ın kimi göklerin, yıldızların, güneşin ve ayın, kimiyse insanlardaki güzelliğin, zekanın, zevkin ve sefanın yaratıcılarıymış. Savaş Tanrısı Mars ve sevgiyle anılan Tanrıça Venüs gibi... Likya halkı, inandığı Tanrı ve Tanrıçalar için büyük tapınaklar yapar, en güzel heykelleri de yaşadıkları kentin en önemli yerlerinde sergilenirmiş. Bugün için sözünü ettiğimiz bu heykellerin hemen hemen hepsi ilk günkü halleriyle Antalya Müzesi’nde, Tanrı ve Tanrıçalar Galerisi’nde yer almaktadır.
Noel
Baba’nın Myra’ya geldiği dönemler, artık
Tanrı ve Tanrıçalar’ın
Likya’daki
son günleridir. Çünkü, tek tanrılı dinlerden biri olan Hristiyanlık,
Roma İmparatorluğu’nun zulmüne karşı hızla yayılmaktadır. Myra’daki eski tapınağın üstüne de, yeni inanca
uygun bir ibadet yeri yapılmaya başlanır. Tarihler M.S 280-290 yıllarını
gösterdiğinde de Noel Baba’nın amcası, Myra’da varlığı
bilinen Apollon Tapınağı üzerine inşa edilen ve bugün de “Noel
Baba’nın Evi” olarak bilinen yerde çalışmaktadır. Noel Baba da, Erken Hristiyanlık Dönemi’ne ait bu yapı tamamlanıncaya
kadar amcasına yardım eder. Bu yapı, günümüze gelinceye dek çok
şiddetli depremler ve büyük sel
felaketleri yaşamıştır. Bu doğal
felaketler sonucu “Noel Baba’nın Evi” ve Myra kenti 6-7 metre
toprakla örtülür.
Fakat bu felaketlere yüzyıllar boyunca
yalnız “Noel
Baba’nın Evi” dayanabilir. Çünkü, Noel
Baba’nın orada yaşadığı bilindiği için, her dönem iktidarda
olanlar tarafınca buranın
bakımı ihmal edilmemiştir.
Bildiğimiz kadarıyla, 5-6 kez önemli restorasyon geçirmiş olan “Noel Baba Evi” dikkatle incelendiğinde görüleceği üzere,
her restorasyon sırasında ilaveler yapılmış ve yapının ilk
halinden zamanla uzaklaşılmıştır. Buna rağmen yapının günümüze ulaşabilmesinin bu onarımlar
sayesinde gerçekleştiğini özellikle belirtmek gerekir. Yoksa günümüzde “Noel Baba Evi” de, dünyamızda hala aranan kayıp kentler gibi,
metrelerce
toprak altında kalmış,
yapı taşları tanınmaz halde olacaktı. Noel
Baba’nın Myra’daki yaşamının günümüze kadar devam etmesi de,
onun tektanrı inancı, insan sevgisi ve yardımsever kişiliğinden
kaynaklanır. Zaten bu özellikleri çok kısa zamanda halkı tarafından
sevilmesini sağlayınca, bu durum Roma İmparatoru Diocletian’ın hemen dikkatini
çeker. Çünkü henüz Roma İmparatorluğu Tanrı ve Tanrıçalar’a
inanmaya devam etmektedir. İmparator bu durumdan rahatsız olur. Bu
nedenle Noel Baba’yı tutuklatıp (M.S 310) hemen zindana attırır.
Noel Baba zindanda kaldığı süre içinde orada kalan diğer
mahkumlara da yardımcı olur. Bu arada Myra halkı, Noel Baba’nın
tutuklanmasına çok üzülür ve uğranan bu haksızlığa karşı büyük
tepki gösterir.
Myra halkının bu tepkisi İstanbul’da yaşayan Büyük
Konstantin’in dikkatinden
kaçmaz. İmparator’un araya girmesiyle Noel Baba çok kısa sürede
serbest bırakılır. Noel Baba’nın serbest bırakılması diğer
mahkumlara da yarar. Bu olaydan sonra mahkumlar özgürlüklerine kavuşunca,
Noel Baba’yı “mahkumların koruyucusu” olarak kabul ederler. İmparator
da Noel Baba’yı sevmeye başlar. Böylelikle Noel Baba da, Myra halkına faydalı olmak, yaşanan yoksulluğu bitirmek ve kenti
daha iyi bir imara kavuşturmak için İmparator’dan yardım ister. İmparator
sözünde durur ve yoksulluk çeken Myra halkı gelen yardımlar
sayesinde kent yeniden kalkınmaya ve eski günlerine dönmeye başlar. Myra kentinin bu gelişmişliği, başka kentlerden de
duyulur. Noel Baba’nın bu çalışkanlığı, yoksulluk çeken
kentlere de örnek olur ve “şehirlerin koruyucusu” olarak da anılır. Bugün Noel Baba, birçok Avrupa ülkesinin, New York’un
ve Moskova’nın koruyucusu olarak anılmakta ve öyle bilinmektedir.
Myra
halkının geçmişte yaşadığı bu zorlukları ve acı dolu günleri
bize en iyi “Üç
KIz Hikayesi”
olarak bilinen öykü anlatır. Myra kenti ve o tarihlerde yaşayanlar,
doğal felaketler ve savaşlar
sonucu, hastalığa ve açlığa
karşı mücadele etmektedir.
Annelerini
yıllarca önce kaybetmiş, babalarıyla yaşayan üç kız varmış. Babaları limanda
çalışırmış. Kazancı çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak
için yeterli değilmiş. Üstelik, kızlar evlenme çağına gelmişler.
Hatta büyük kızın evlenme çağı geçeli de çok olmuş. Zaten
babayı da en çok üzen,
kızlarının bu durumuymuş. Çünkü o dönemlerde evlenen bir kız,
beraberinde bir evin ihtiyacı kadar çeyiz de götürürmüş. İşte
babanın da, bu çeyizi alacak kadar kazancı olmadığı için, kızlarını
evlendiremiyormuş. Onun için de her gün çalışmaktan eve yorgun
gelen baba, kızlarının bu çaresiz durumuna da çok üzülürmüş.
Bir akşamüstü yine eve yorgun gelen babaya büyük kızı: -
“Babacığım,
senin bizlere bakmak için ne kadar çok çaba harcadığını ve gece gündüz
çalıştığını biliyorum; fakat bu çalışmaların beni evlendirmek
için yeterli olmadı ve bundan sonra da zaten benimle kimse evlenmez.
Aynı durumu diğer kardeşlerimin de yaşamasını istemiyorum. Onun için
sana bir önerim var. Gerçi kızacağını ve üzüleceğini biliyorum
ama olsun. Beni limandaki esir pazarında sat, bu parayla ortanca kardeşimi
evlendir. O zaman senin kazancın, evin ihtiyaçlarına da, küçük
kardeşimin evlenmesine de yeter.” demiş. Kızını dinleyen babanın
konuşmaya hali kalmaz. Başını öne eğer ve öylece kalır. Kız,
babasını kederlendirdiğini bilir. Teselli etmek ister ama edemez. Onu
daha fazla üzmemek için odasına gider. Baba gecenin ilerleyen
saatlerinde yerinden doğrulur, uyuyan kızlarının odasına yönelir,
onları seyreder ve sonra odasına tekrar döner. Bitkin ve umutsuz bir
şekilde ellerini Tanrı’ya açar: -
“Tanrım, keşke ölseydim de kızımın bu söylediklerini duymasaydım.
Ben kızımı nasıl esir pazarında satarım, ne olur bana yardım et!
Beni bu dayanılmaz yokluktan kurtar, ne olur, kurtar ki kızlarımı
evlendireyim” diyerek Tanrı’ya yalvarır. Tanrı’dan istenilen bu
yardımı, gecenin geç saatlerinde evden gelen ışığa yönelen Noel
Baba duyar ve edilen duayı dinler. Duyduklarından etkilenir ve hemen
yardım etmeye karar verir. Doğruca eve gider. Evdeki altınlarını
bir keseye doldurur. Babanın yatmış olduğu odanın penceresinden,
altınla dolu keseyi sessizce
içeri bırakır ve oradan uzaklaşır. Babanın ayağı sabah yatağından
kalktığında, bu kese dolu altının üzerindedir. Ürperir ve eğilip
yerden keseyi alır. Keseyi açıp içinde altınları gördüğünde çok
şaşırır. Bir an dualarının Tanrı tarafından kabul edildiğini düşünür.
Kızlarına müjdeyi vermekte gecikmez. Onlara seslenir ve akşam yaşadıklarını
anlatır. Kızları babalarına sarılırlar ve ilk kez yaşadıkları
bu mutluluğa gözyaşları eşlik eder. Ortanca kız da böylelikle
evlenir. Bir
süre sonra baba işsiz ve aşsız kalır. Yine Tanrı’ya yalvarır ve
bu sesi duyan yine Noel Baba’dır. Ona bir kese altın daha getirir ve
aynı şekilde pencereden içeri
atar. Baba bu sefer fark edip dışarı fırlar. Karanlıkta hızla
gitmekte olan birini takip eder. Yanına
yaklaşır; O,
çok yakından tanıdığı Noel
Baba’dır. Yaptığı yardım için elini öpmek ister, önünde eğilir,
Noel Baba ise çok mahcuptur; çünkü o
güne kadar yaptığı
yardımların bilinmesini hiç istememiştir. Kendisine minnet duyan bu
kişiyi
de, bu nedenle yardımı
kendisinin yapmadığına
iknaya çalışır.
Elini öptürmez. Önünde eğilmesine
müsaade etmez. Ama baba ikna
olmamıştır ve bu gerçeği ömrünün sonuna kadar içinde saklar.
Noel Baba’nın yaşamındaki mucizeler, yapmış olduğu iyilikler kulaktan kulağa yayılır, Myra’dan esen iyilik rüzgarları bütün dünyayı etkisi altına alır. Yaşadığı yerin özellikle önemli bir liman kenti olmasından dolayı, Noel Baba denizciler tarafından da çok sevilir. Denizcilerin Noel Baba’yı çok sevmesinin nedeni onun Myra’dan hacı olmak için Kudüs’e gitmesiyle başlar. Uzunca bir yolculuktan sonra Kudüs’e varır. Dönüşte gemi korkunç bir fırtınaya yakalanır. Fırtına dinecek gibi değildir. İnsanlar büyük bir panik içerisindedir. Ölüm anının geldiğine inanırlar. Gemideki heyecanın büyüklüğü, denizdeki dalgalardan daha büyüktür. Fırtına dinmek bilmez. Ama bir anda bir sessizlik olur ve Kaptan: “Merak etmeyin, gemide Noel Baba var, o bizleri korur.” der. Yolcular önce şaşırırlar ve “kimmiş bu, ne gücü varmış ?” diyerek söylenmeye başlarlar. İçlerinden biri: “Evet ben tanıyorum, Myra’da yardımseverliğiyle bilinen, zor durumda kalanların yardımına koşan ve çok sevilen bir kişidir”, der. Bir süre sonra da Noel Baba’yı geminin ön tarafında sessizce dua ederken görürler. Yolcular bir an için sakinleşmiştir. Zaten çok kısa süre sonra da dinmez denilen fırtına diner. Gemi Myra’ya yaklaştığında kaptan ve yolcular dahil gemideki herkes, Noel Baba’nın “denizcilerin de koruyucusu” olduğuna inanırlar. Noel Baba bu olaydan sonra, dinmek bilmeyen fırtınalı denizlerde hep hatırlanır. Hatta yolu Myra’dan geçen denizciler onu mutlaka ziyaret ederler. Yine bir gün, bu ziyaret sırasında Myra’da yaşanan kıtlıktan dolayı, insanlar açlıkla karşı karşıya kalmışlar. Noel Baba da tahıl yüklü bir gemiden, halkı için yardım istemiş. Gemici Noel Baba’nın bu isteğini seve seve yerine getirmiş ve ambardan birkaç çuval tahıl vermiş. O günlerde limana uğrayan bütün gemiler bu şekilde Myra halkına yardımda bulunmuşlar. Burada da, gemiciler Noel Baba’nın bir mucizesine tanıklık etmişler: Myra’ya yardım için bırakılan tahılın, daha sonra gemi ambarlarından eksilmediğini anlamışlar. Bu mucizenin haberi gemiciler arasında bir anda yayılmış. Günün birinde bir kaptan, Myra’ya geldiğinde dayanamamış ve Noel Baba’ya: “Bizim sana, gemi ambarından çıkartarak bıraktığımız çuvallar dolusu tahıl, nasıl olur da hiç eksilmez? “ Noel Baba: “Sen açlık çeken halka yardım ediyorsun, Tanrı ise bu yardımını karşılıksız bırakmıyor, geminin ambarına bereket geliyor ve tahıl bu nedenle hiç eksilmiyor,” der. Bu sözler kaptanda daha büyük bir şaşkınlık yaratır. Çünkü kaptan “bereket, yardımlaşma” gibi sözlerin çok uzağındadır ve bundan çok etkilenir. Kaptanın yaşantısında artık yardımlaşma duygusu önemli bir yer tutar. Tüm bu olaylar, Noel Baba’nın hep sevgiyle anılmasına vesile olur.
Bunlardan
başka Noel Baba, bir kasap tarafından kesilmek üzere olan üç çocuğu
kurtarır. İşte
bu söylence, Noel Baba’nın özellikle çocuklar tarafından daha çok sevilmesine
neden olur. Noel Baba, sevilmeye ve yardıma en çok ihtiyacı olanların çocuklar olduğunu bildiği için, yaşadığı dönemde
çocuklara karşı ilgisini hiç esirgememiştir. Noel
Baba’nın ölümünden sonra Myra’daki evine ve mezarına, M.S 5. yüzyıldan
9. yüzyıla
kadar yoğun ziyaretler yapılır. Hastalığına şifa bulmak için
gelenler, mezarının üst deliğinden döktükleri zeytinyağının
alttan gelen sızıntısını
küçük şişelere doldurarak götürüler. Noel
Baba yaşamı süresince çok iyilik yapmasına rağmen, ölümünden
sonra onu rahat bırakmazlar. Bulunduğu yerde rahat uyumasına
izin vermezler ve 9 Mayıs 1087 yılında Bari’den gelen bazı insanlar ona ait olan lahiti
parçalayıp, Onu ebedi
uykusundan uyandırırlar ve yaşadığı topraklardan uzaklaştırırlar. Zorla,
bilmediği başka bir yere götürürler. Hedefleri, yüzyıllardır
Myra’ya yapılan ve çeşitli
amaçları olan ziyaretlerin artık kendi kentlerine yönelmesini sağlamaktır.
Evet, ne yazık ki gerekçeleri yalnızca budur.
Noel
Baba’nın 1087 yılında reliklerinin kaçırılarak Bari’ye
getirilmesi bu kentte
büyük bir
sevinç yaratır. Relikler (kutsal kemikler) Bari’de küçük bir şapele konulur. Papa II. Urban, 1089 yılında Bari’de Noel Baba’nın reliklerini
görmeye gelir.
Buraya bir katedral yapılmasını emreder ve vakit geçirilmeden,
Noel
Baba hakkındaki
ilk kitap Latin dilinde 9. yüzyılda ismi bilinmeyen bir kişi
tarafından yazılır. Kitabın adı “Vita Bermikayelem”dir. 9. yüzyılın
sonlarına doğru ise bir
din adamı olan John of Naples, Noel Baba’nın hayatı hakkında, adı
“Vita et Miraculuis Sante Nicoli” olan bir kitap yayımlar. Bu
kitaplarda, Noel Baba’nın Myra’daki yaşamı ve mucizelerinden söz
edilir. Hatta doğum tarihi
kesin olarak bilinmemesine rağmen, 13. yüzyılda Jackomor of Veretza
tarafından yazılan “Legend of Saint of Myra” adlı kitapta, Aziz
Nikolaus’un M.S
270 yılında doğduğu
savı yer alır. Yine o dönemlerde
Efsaneleşen
Noel Baba’nın adı, özellikle Hollanda’da çocuklar üzerinde yoğunlaşan hikayelerle birlikte, okyanus
ötesinde yeni kurulmaya başlanan Amerika’ya kadar
yayılır. Bunda, 17. yüzyılda New Amsterdam’a (New York)
yerleşen
Hollandalı Protestanlar’ın, Noel Baba’yı, “Sinter Claus”, iyiliksever bir büyücü olarak görmelerinin ve anlatmalarının
büyük payı olur. Aradan zaman geçtikten sonra İngilizler
onu
“Santa Claus” olarak sahiplenirler. Bu arada episkoposluk harmanı (pelerini) kürke; episkoposluk sivri külahı
da kapüşona dönüşür. Noel Baba gezdirilmek ve hediye dağıttırmak
üzere, bazen Hollandalı çocukların evlerine gitmek için bindikleri atlı arabalara
bindirilir. Bazen de daha
kuzeydeki ülkelerde kullanılan ren geyiklerinin çektiği bir
kızakla kaydırılır.
Bugün, birçok ülkede yer alan ilk kiliselerin adı Noel Baba’ya
(Aziz Nikolaus)
ithaf edilir. Dünyada
Noel Baba adına binlerce kilise yapılır. 6. yüzyıla gelindiğinde, yalnızca Avrupa’da “Nikolaus” adını
taşıyan 60 kilise varken,
Noel
Baba bir de kılıktan kılığa giren yönüyle tanınır. Zaman içerisinde
eski giysilerinin yerini çeşitli kostümler alır. Irving, 1809 yılında, ”Knickerbocker’s History
of New York” adlı kitabında; Avrupa’dan geldiği için Noel
Baba’ya pipo içirir. Sonraki yıllarda ata
bindirilir. Clement Clark Moore’un 1822 yılında,
Noel
Baba’nın yaşadığı yerdeki toprakla örtülü evi unutulmuştur.
İşte bizlere bu manzarayı
en iyi anlatan, Nabizade Nazım’ın 1890 yılında yayımlanan “Karabibik” adlı kitabıdır. Kitapta, Sarısimyanoğlu’nun
anlattığına göre: “Bundan otuz yıl önce
Papaz’ın oğlu Ligor
ve Andonoğlu Meis’ten gelerek Myra’ya
yerleşirler.
Bu kişiler bir süre sonra Myra’da, ‘Apollon Mabedi’ dedikleri
yerin kubbesini keşfederler. Toprağı kazarak kubbeyi parça parça ortaya
çıkarırlar. Sonradan bazı tamiratlarla yapının bir bölümüne
daha ulaşılır. Ama yapının
zeminine ve etrafındaki alana kadar kazılarını sürdüremezler.
Bizim iki kafadar aslında buranın Noel Baba’nın evi olduğunu
bilmezler.” Nabizade
Nazım’ın kitabınında yer
alan bu bölümdeki
gerçekler, 1833-1837 tarihlerinde bölgeyi gezen ünlü Fransız
gezgini Charles Texier’in,
1849 yılında Paris’te yayımlanan “Description de L’Asia
Mineurre” adlı kitabında Myra bölgesini uzun uzadıya anlatması ve
yapının toprak altındaki durumunu çizmesiyle de doğrulanır.
Clement
Clark Moore tarafından 1822 yılında yazılan şiirleri yayımlayan ”Harper’s
lllustrated Weekly” dergisi, şiirlerde konu olan Noel Baba çizgilerini
1863 yılında değiştirir. Bu değişiklikler ve
Thomas Nast’ın 1881
yılında ”Harper’s
lllustrated
Weekly” dergisi için çizdiği Noel Babalar günümüzdeki çizimlerin
de ilham kaynağı olur. Uzunca beyaz bir sakal, sürekli gülen tombul
yanaklar, şişmanca karnı ve karnının üzerinde belini sıkıca
saran kalınca tokalı kemeri, kırmızı elbisesinin kenarlarındaki
beyaz kürk ve çocuklara hediye dağıtmak için doldurduğu torbasıyla,
kıyafet tamamlanır.
Noel
Baba’nın eviyse hala çok az kişi tarafından bilinmektedir. Bu yapı
ilk önce
Rusya’nın
dikkatini çeker ve Çar I.Nikola 1853 yılında siyasi nedenlerle yapının
onarımı
için maddi yardımda bulunur. 1862 yılında da August Salzmann adında bir
Fransız, yapının onarımı için görevlendirilir. Bu restorasyon çalışması
1876 yılında
tamamlanır. O yıl Rus Çarı II.Nikola bir çan ve Slavca yazılmış
bir mermer plaket hediye eder. Kilise Slavcası olarak bilinen bu
metin, yapının güneydoğu yönünde bulunan bir lahitin kapağında bulunmaktadır.
Metinde Noel
Baba’ya hitaben şunlar
yazılıdır: “İnancın ve lütufkarlığın bir örneği, dünya
nimetlerinden vazgeçmenin bir
ustası olarak, Tanrı seni insanların önünde lider yaptı. 0, bütün
doğruların
çekirdeğidir. Böylece sen, tüm nimetlerden vazgeçerek Tanrı’ya
ulaştın. Fakirliğinle, zenginliğe ulaştın. Yüce Baba Nikolaus, Tanrı’dan
bizim ruhumuzu kurtarmasını dile...
” Noel
Baba’nın yaşadığı yerde bunlar olurken, Thomas Nast’ın
1881 yılında Harper’s
lllustrated Weekly dergisi için çizdiği Noel Baba, günümüzdeki
çizimlerin de
ilham kaynağı olur. Süreç içerisinde Noel Baba’nın resmedilmesi iyice geliştirildi. Thomas Nast,
Noel Baba’nın günümüzdeki karakterine çok
benzeyen resimleri çizmekle kalmayıp; bir de efsane geliştirerek eski, kötü ruhlu zenci yardımcısını
tekrar gündeme getirdi. Noel Baba kuzey kutbunda
yaşar, atölyesinde yaramaz ve uslu çocukların yazılı olduğu
listeye göre hediye hazırlardı. Ama bir mantık
hatası yapıldı. Noel Baba’nın Kuzey
Kutbu’nda yaşaması, çocuklara geyiklerin çektiği kızakla hediye dağıtması mümkün değildi. Çünkü, ren
geyikleri Kuzey Kutbu’nda otlayamazdı. Bu
yüzden 1925’te Noel Baba’nın Finlandiya’nın Lapland bölgesinde
yaşamış olduğunu “Markus Amca” olarak bilinen Markus
Rautio, Finlandiya Radyosu’nda açıklayacaktı. Avrupa’da
Noel Baba’yı kimi zaman Norveçli mitolojik Tanrı “Vodan”a kadar götürdüler. Noel Baba imajı ve Vodan imajı özellikle
Kuzey Avrupa ülkelerinde kaynaştırıldı. Hatta iki şahsiyetin bir araya gelmesi sonucunda,
Noel Baba’nın yanında Kara Piyer
adında (zenci-köle) bir
yardımcısı da oldu. Noel Baba uslu çocuklara hediye dağıtırken, yardımcısı da yaramaz çocukları
cezalandırırdı. Bazı kiliselerin çocukları uslandırmak için ses çıkartmadığı bu
tutum, zamanla, “Noel Baba çocukları
cezalandıran birisiyle dolaşamaz, o bütün çocukların
sevgilisidir.”
gerekçesiyle unutuldu. Aslında, çocukları cezalandıran kişinin
zenci
oluşu bu kararın
verilmesinde etkili olmuştu. Çünkü cezalandırıcının zenci oluşu ırk ayrımcılığını hatırlatıyordu. Bu nedenle Noel
Baba’nın zenci yardımcısı bir daha görünmedi. Bu dönemlerde Noel Baba’nın kızağını çeken ren
geyiklerinin sayısı sekizdi. 1939 yılındaysa
kızağı çeken ren geyiklerinin sayısı, belki de Noel Baba
daha hızlı
hareket etsin diye,
Montgomery Wart Şirketi tarafından dokuza çıkartıldı.
Noel Baba’ya tüm bu değişikliklerden sonra, adı ve özellikleriyle reklam dünyasında yeni bir görev daha verilir. Çalışmalar
1924 yılında İsveçli reklam dizayncı Haddon Sundlom tarafından başlatılır. 1931 yılında
Noel Baba uçan kızağıyla
bir meşrubat reklamında görülür. Meşrubat firması amacına ulaşır.
Noel Baba’nın şöhreti ise, çok kısa zamanda daha da artar. O artık
bir reklam yıldızdır. Ama çocuklar onu yine ilk duygularında
olduğu gibi severler, bu
duyguları hiç değişmez. Noel Baba’nın Myra’daki gerçek evi ve
orada dolaşan ruhu pek dikkate alınmasa da, Kuzey Avrupa’daki evler
çocukların ilgi odağı olur. Çocuklar çok sevdikleri Noel
Baba’dan istekte bulunmak için buraya binlerce mektup yazarlar. Özellikle
son yüzyılda, çocukların yoğun ilgisi ve sevgisi sonucu, ülkeler
Noel Baba’yı kendi örf ve adetleri ile bütünleştirmeye çalışırlar.
Noel
Baba adına kaynaklık eden ve yaşadığı yer olan Türkiye’de ise
1993 yılından itibaren, adı “Noel
Baba ile Dünya Barışına Çağrı Etkinlikleri” olan,
Noel Baba’nın gerçek kimliğine uygun bir dizi etkinlik yapılır. Bu
etkinlikler çerçevesinde her yıl “Noel
Baba Barış Ödülü”de verilir.
Dünya
çocukları, ilk defa 1998 yılında, Noel Baba adına yapılan
etkinliklerde bir
araya gelirler. Dünya çocukları yüzyıllardır Noel Baba’yı çok
sevmelerine rağmen, onun yaşamını sürdürdüğü ve öldüğü yerle
ilgili fazla bir bilgiye sahip değillerdir. Üstelik yaşamını sürdürdüğü bölgeyi de hiç tanımamaktadırlar. Noel Baba Vakfı bu yüzden, bu etkinliklerde dünya çocuklarını
bir araya getirme düşüncesini
oldukça önemser. Davet edilen ülkelerle, aylar öncesinden yazışmalara
başlanır. Noel Baba
etkinliklerine
katılacağını belirten davetliler gün be gün artar. Türkiye’nin batısındaki en uzak ülke
olan
Venezuela ve Türkiye’nin
doğusundaki en uzak ülke olan Yeni Zelanda’dan gelecek konuklarımızın
olması bizleri daha da mutlu eder. Etkinlik günü yaklaştıkça
heyecanımız da artar. Gelen konukları havaalanında Noel Baba karşılar.
Çocuklar ilk günden itibaren bu etkinliklerde çok eğleneceklerini anlarlar. İstanbul’daki
Noel Baba etkinliklerinin tarihi açılışı, çocukların eğlenmeleri
için yapılan büyükçe bir alana
kurulu kapalı parkta yapıldı. Noel Baba
etkinlikleri anısına barış meşalesi yakıldı, beyaz güvercinler gökyüzüne
uçuruldu. Şarkılar söylendi, şiirler okundu ve halaylar çekildi.
Bu arada, bu etkinlikleri TC. Cumhurbaşkanlığı himayelerine aldı. Bu nedenle ertesi
gün Ankara’ya gidilerek Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL ziyaret edildi.
Cumhurbaşkanı çocuklarla selamlaştı ve onlara hitaben konuşma yapmak
için kabul salonundaki kürsüye geldi. Cumhurbaşkanı’nı tatlı
bir sürpriz bekliyordu. Konuşmasına başlamadan önce
kendisine hediye
olarak, Noel Baba kostümü verilecekti. Acaba Cumhurbaşkanı, Noel
Baba’nın bu elbisesini giyer miydi? İşte o an
derin bir sessizlik oldu. Cumhurbaşkanı hiç tereddüt etmeden
Noel Baba kostümünü
giydi ve o anda kabul salonunda bulunan tüm çocukların alkışları,
gazetecilerin flaşları salonun ciddi sessizliğini bozdu, kameraların
ışıkları yandı. Görüntülenen,
tarihi bir andı. Noel Baba adına yapılan etkinlikler 1700 yıl sonra, onun doğduğu, yaşadığı ve öldüğü topraklarda en üst düzeyde kabul
görüyordu. Uzun sayılabilecek görüntüleme kargaşasından sonra
Cumhurbaşkanı DEMİREL, Noel Baba kıyafeti ile konuşmasına başladı.
Sayın Cumhurbaşkanı o gün çocuklara hitaben şunları söyledi: “Türkiye Cumhuriyeti’nin
Cumhurbaşkanı olarak dünya çocuklarını Çankaya Köşkü’nde görmekten büyük mutluluk
duyuyorum.
Çocukların sadece ailelerine ait
olmadığını, onların toplumun ve tüm insanlığın çocukları olduğunu
söylemek istiyorum. Onun için sizler, dünya insanlığının
çocuklarısınız. Barışın, dünya insanları için refah anlamına geldiğini, bütün ülkelerde hükümetler, devlet adamları,
çocuklar için
barışın dayanak olacağı, daha iyi bir dünya yapmaya gayret gösteriyorlar.
Noel Baba,
bütün insanlığın
çocukları için,
barışı ve
refahı temsil ediyor.”
Aynı
yıl Noel Baba Vakfı, yüzyıllar önce, Noel Baba ebedi uykusundayken reliklerinin çalınarak uyandırılmasına, bu tarihi hata
ve ayıba son vermek için 13 Ağustos 1998 tarihinde, Bari Şehri Ruhani Reisi Sayın Mariane A. Magrassi’ye
hitaben bir yazı yolladı. Fakat Bari’den kayda değer hiçbir
açıklama gelmedi.
Sonraki yıllarda
zaman zaman Noel Baba Vakfı konuyu dünya kamuoyunun dikkatine sundu. Bütün
ülkeler yüzyıllar önce yaşanan bu trajediye büyük ilgi gösterdi.
Ama bu ilgi yetersiz kaldı; çünkü Noel Baba yüzyıllardır rahat
uyuyacağı yerin özlemini çekmeye günümüzde de devam
ediyor. Noel Baba adına gelenekselleşen
etkinlikler devam ederken, 2000 yılı bitiminde, bizlerin
çocuklarla tekrar beraber olacağız düşüncesi bile zamanın geçmesi
için yeterliydi. Çocukların küçücük yüreklerindeki o kocaman sevgiyi
hissetmemek olanaksızdı. Noel Baba etkinliklerindeki bu coşku
her yıl biraz daha fazlalaşıyordu. Üstelik 2000 yılı etkinlikleri
tam bir ay programlanmıştı. En
uzun süren olimpiyatlar bile 15 günde bitiyordu. Bir ay, evet tam bir ay dünya
çocuklarıyla birlikte olacak ve çeşitli faaliyetlerde bulunacaktık.
Kararlıydık. Bunu en iyi ifade eden Sayın Cumhurbaşkanı
Süleyman DEMİREL’in mesajıydı: “Noel
Baba Vakfı’nın Dünya Barışına Çağrı Etkinlikleri’ni
memnuniyetle takip ediyorum.
Tüm insanlık daha iyi bir dünya ümidiyle yeni bir bin yıla hazırlanıyor. Yeni bir bin yılda insanlığın
en önemli ihtiyacı barıştır. Türkiye
barışa yapılacak her türlü katkıya büyük destek vermektedir. Dünya barış kültürünün yaygınlaşması,
yerleşmesi ve yeryüzünün bütünüyle
bir barış ortamı haline gelmesi için, herkesin çaba göstermesi şarttır.
Noel Baba Vakfı’nı evrensel barış için gösterdiği çabalar
dolayısıyla tebrik
ediyor, Noel Baba ile Dünya Barışına Çağrı Etkinlikleri’nin Etkinlikler için çocuklar gruplar halinde 30 Kasım 2000 tarihinden itibaren Antalya’ya gelmeye başladılar. Antalya’da, Kemer’de, Demre’de ve
tarihi Aspendos
tiyatrosunda gösteriler yaptılar. İlk hafta konuklarının ayrılış
günü geldiğinde unutulmaz bir manzara oluştu. Bu manzarayı, Türkiye’yi temsilen Diyarbakır
Valiliği tarafından yollanan ve bir hafta boyunca davul zurna eşliğinde
halay çeken Süleyman Nazif İlköğretim
Okulu öğrencileri yaratmıştı. Öğrenciler Diyarbakır’a gitmek için
otelin önünde bekleyen otobüslerine binerken, onları
uğurlayanlar arasında Polonya ve Rusya’dan gelen çocuklar da vardı.
Ne olduğunu biz de anlamadık; çocuklar vedalaşırken bir anda ağlamaya başladılar.
Çocuklar vedalaşmıyor sanki birbirlerinden hiç ayrılmamak üzere
kucaklaşıyorlardı. Bizler de çocukları bir süre
dolu gözlerle izlemek zorunda kaldık. Onları
sakinleştirmek için davulcu davulunu isteksizce çaldı, artık
davulun sesi de bir başka çıkıyordu. Zaten çocuklar da oynayacak
durumda değillerdi. Etkinliklere katılan çocukların bu duygu yüklü
ayrılışlarına, daha sonraları birkaç kez daha tanıklık ettik. Aynı dili konuşmamalarına rağmen çocuklar
anlaşmak için çok daha etkili
bir yol bulmuşlardı; Sevgiyi.
Zaten etkinlik konumuz da “İnsan Sevgisi”ydi. Diyarbakır’dan
gelen çocukların unutulmaz vedalaşmasının ardından, etkinliklerin
hatıra defterinde; - Hamdullah ERKEK: “Biz çocuklar dünya barışının nasıl sağlanabileceğini gösterdik.” - Necla KAMA: “21.
yüzyılda kardeşliğin ve barışın sağlanması için çalışan tüm
büyüklerime ve Noel Baba Vakfı’na saygılarımı sunarım.” - Emine YILDIZ:
“...bizlerin buradaki çocuklarla
birlikte kardeşlik duygusu içinde geçen günlerimizin liderlere ders olması dileği ile...” - Derya SAVURAN: “21. yüzyılın tüm dünya çocukları adına savaşsız bir dünya...” - Gül SEVEN:
“Biz dünya çocukları kardeşiz.
Ya siz büyüklerimiz?” - Songül KELEKÇİOĞLU:
“Sevgili büyüklerim, biz bu güzel organizasyon sayesinde
yeni yüzyılın nasıl olması gerektiğini sizlere gösterdik.” yazıları kalacaktı. Yine etkinliğe katılan Şair Dursun
ÖZDEN' de, çocukların bu sevgisini:
“...Noel Baba izin verdi, Ali
Alona’yı sevdi. Gerçek oldu masallar, eli eline değdi...”
dizeleriyle karşılayacaktı. - Ressam Yaşar ÇALLI'da, Türkiye’de
yaşamış olan Hacı Bektaş-ı Veli ve Noel
Baba’yı aynı tuvalde yan yana getirecek ve her ikisinin de dünya çocuklarıyla
kucaklaşmasını resmedecekti. -
Adana’dan gelen Behiye BAĞÇURAN:
“Barışın küçük bir
modelini oluşturan bu tür etkinlikler, insanlığın daha büyük çapta,
bu güzel tabloyu gerçekleştirebileceğini
kanıtlamaktadır.” derken, - Azmi KOÇAK:
“Dünya çocuklarına gösterdiğiniz
ilgi, sevgi ve dünya barışına
katkılarınızdan dolayı, sizi ve şahsınızda tüm çalışma arkadaşlarınızı
gönülden kutluyorum. Çalışmalarınız, bence, her türlü takdirin
üstündedir.” diyecekti.
Etkinliklere Türkiye’den katılan ve
Van Valiliği’nin yolladığı Van Halk Oyunları ekibindeki çocuklar
da: “Tüm insanların barış ve
mutluluk içinde yaşamasını istiyoruz. Keşke her zaman böyle bir
topluluk içerisinde yaşasak...” dileğinde bulunacaklardı.
Etkinliklerle ilgili diğer mesajlarsa;
- Almanya:
“Aslında soyut bir kavram
olan barışı, buradaki ortamla hiçbir gerilim yaşamadan, somut
olarak gördüm.” - ABD: “Ülkemde, insanlarla anlaşmak için onlarla aynı lisanı konuşmanın gerekli olduğuna inanırdım, ama şimdi değil. Etkinlik süresince üzüldüğüm tek konu balonlarımın yetmemesiydi. Bir daha ki sefere daha çok balon getireceğim. - ABD’den gelen konuğumuz, Antalya’da kimsesiz ve yardıma muhtaç çocukların
kaldığı yurdu ziyareti sırasında, getirdiği balonlarla orada birçok
şekil yapıyor ve bunları çocuklara hediye olarak veriyordu. Kısa süre
içersinde yurtta kalan bütün çocuklar o balonları almak için sıraya
girdi. Fakat, balonlar yetmedi ve sırada bekleyen çocuklar üzüldüler.
Tabii ki ABD'li konuk daha çok üzülmüştü. - Beyaz Rusya:
“Türkiye’ye, bizi dünyanın en güzel yerinde, dünya çocuklarıyla birlikte misafir ettiği için çok teşekkür ediyoruz.”
- Çin:
“Yeni bir yılın barış ve mutluluklar getirmesini diliyorum.” - Fransa:
“Diğer
ülke çocuklarıyla birlikte böyle bir
ortamda olmak çok güzel şey.” -
Gürcistan: “Bizlere unutulmaz günler geçirttiniz. Sizleri minnetle anacağız.”
- Kore:
“Buraya gelmekle daha önce bilmediğim
çok şey yaşadım. Çok mutluyum.” - Hollanda:
“Mutluyum. Kişilerin dileklerinin gerçekleşmesini diliyorum.” - İsviçre: “Dünya çocuklarının değişik kültürleri, değişik çevrelerde, dünyanın tüm güzellikleriyle yaşamasını
diliyorum.” - İsveç:
“Gördüklerimden mutluyum.” - İtalya:
“Çok mutluyuz. İnsanların hep barış içinde yaşamasını istiyoruz.”
- İngiltere:
“İstekler,
hep mutlulukla dolsun.” - Japonya:
“Sizlerle
birlikte olmaktan çok mutluyuz.“ - Kazakistan:“Bizler çok sevindik. Çocuklar da
hep bizim gibi, birlikte oturup hoş zaman geçirsinler.” - Libya:“Barış olsun. Çocuklar öldürülmesin. Çocuklar, kardeşçe ve sevgiyle yaşasın.” - Lübnan:
“Çocuklar burada sevgi ve
mutluluğu yaşadılar. Bunu herkesin görmesini diliyoruz". - Rusya (Gregory POTOTSKY - Heykeltraş): “Açık yüreklilikle söylüyorum. Etkinlikler Batı ve Doğu’yu birleştiren bir özelliğe sahiptir. Ayrıca etkinlikler sırasında kilisede, Hristiyanların bulunduğu bir ortamda Müslümanların da dua etmeleri çok önemliydi. Teşekkürler...”
- Suriye:
“İnsanların birlikte daha mutlu olduklarını gördüm.” - Siera Leone: “Ülkemde şu anda bile çocuklar eziyet görüyor ve öldürülüyorlar. Burada ise çocuklar barış içerisinde yaşıyor. Barışla burada karşılaştım. Ne olduğunu artık biliyorum, ülkeme döndüğümde, barışı yaşatmak için mücadele
edeceğim.” - Ukrayna: “Dünyada politika yapanlar, yaptıkları politikalarla hep parçalanıyorlar.
Sonra da savaşıyorlar. Burada ise tam tersi yapılıyor, tüm insanlar
birleştiriliyor.
Bundan ötürü nedenle Türkiye
Cumhuriyeti devletine teşekkürlerimizi sunuyoruz. - Ürdün:
“İkinci kez buradayım. Mutluyum ve barışı istiyorum.” - Yunanistan:
“Politikacıların, çocuklardan
öğrenecekleri çok şey var.” Dünya çocuklarının "İnsan
Sevgisiyle" barışa bu merhabasıyla eski bir bin ve yüzyılın
sonu, yeni
bir bin ve yüzyılın başlangıcı olmasından dolayı Noel Baba’yı
da çok sevindirdiğini düşünüyoruz. Şimdi Noel Baba’nın bizlerden biri
olduğu gerçeği ile beraberiz. Gelin
Noel Baba’yı öğrenmek için o unutulmaz mektubun yazıldığı 1897
yılına geri gidelim. Henüz sekiz yaşında olan Virginia O’Hanlon, New York
Sun gazetesine
bir mektup yazar:
- “Arkadaşlarım
Noel Baba’nın var olup olmadığını bana soruyorlar. Babam, ‘Sun
Gazetesi Noel Baba var diyorsa, vardır’ diyor. Lütfen bana doğruyu
söyleyin, gerçekten Noel Baba var mı?” Virginia’nın yalvarışlarıyla biten mektubunu, New York
Sun Gazetesi’nin editörü Francis P. Church yanıtlar: - “Evet Virginia, Noel Baba gerçekten var. Sevginin, cömertliğin,
fedakarlığın var olduğu kadar var. Onlar var olduğu için güzellik
ve sevinç var. Bak şimdi Noel Baba olmasaydı dünyamız ne
korkunç olurdu? Tıpkı hiç Virginia’ların olmaması kadar korkunç.
O zaman, bu varlığı yaşatacak çocuksu inançlar, şiirler
ve romantizm de olmazdı. Görmek ve duymaktan başka sevinç duyabileceğimiz
hiçbir şeyimiz olmazdı. Çocukların dünyaya verdikleri o sonsuz aydınlık
da söner giderdi.” Evet,
biz de Francis P. Church’e yürekten katılıyor, o sevgiyi, o aydınlığı
bugün Noel Baba ile yaşayan, yaşatmaya çalışan tüm insanlığa ve
özellikle dünya çocuklarına, barış ve mutluluk dolu günler
diliyoruz.
Ülkeler ve Noel Baba İsimleri
Afghanistan (“Baba Chaghaloo”), Albania
(“Për Baba Dimrin”), Argentina
(“Papá Noel”), Armenia
(“Gaghant Baba”), Austria
( “Chriskind Niklo - St. Nicholas” ) Avusralia
(“Santa Claus – Father Christmas”) Azerbaijan
(“Shakhta Babah - Şahta Baba”), Belgium
(“Saint
Nicholas – Christkind Kerstman”), Brazil (“Papai
Noel - Vova Indo”), Bulgaria (“Dyado
Koleda”), Canada
(“Santa Claus - Santa Clause – Belsnickel”) China
(“圣诞老人
- Shengdan Laoren - Dun Che Lao Ren”) Chile
(“Viejo Pascuero”), Colombia
(“El Nino Jesus”) Costa
Rica (“Santa Clos”) Croatia
(“Sveti Nikola - ČUDOTVORAC”) Czech
Republic (“Ježíšek”) Georgia
(“Tsminda Nikolozi- Tovlis Babua”) Japan
(“サンタクロース
- Santa Kurohsu”) Korea
(“산타 클로스”) Denmark
(“Julemanden – Juul Nisse”) Egypt (“Papa Noël”), England
(“Father Christmas”) Estonia
(“Jõuluvana” ), Finland (“Joulupukki”), France and French
Canada (“Père Noël”), Greece
(“Agios Vasileios”), Germany
(“Weihnachtsmann” ), Hawaii
(“Kanakaloka”),
Hong
Kong (“Sing
dan lo ian”), Hindu
(“Genesha”), Hungary (“Mikulás”), Iran (“Baba Noel”), Iraq
(“Vader Kersfees - Goosaleh”), Ireland
(“Daidí na Nollaig”), Israel
(“סנטה
קלאוס”) Italy
(“Babbo Natale”), Iceland
(“Jólasveinn”) Latvia
(“Ziemassvētku vecītis”), Liberia
(“Black Peter”), Liechtenstein
(“Christkind”) Lithuania (“Kalėdų
Senelis”), Malta (“San Niklaw”), Macedonia
(“Dedo Mraz”) Mexico (“El Niñito Dios”), New
Zealand (“Santa
Claus – Father Christmas”), Norway (“Julenissen”), Paletsine
(“La Befana”), Peru
(“Papá
Noel”), Poland (“Święty Mikołaj”), Portugal (“Pai Natal”), Puerto
Rico (“Three
Kings”), Romania
(“Moş Crăciun”), Russia (“Ded
Moroz”), Scottish Highlands
(“Daidaín na Nollaig”), Serbia-Bosnia and
Herzegovina (“Deda Mraz”), Slovakia
(“Svaty Mikul”) Slovenia
(“Dedek Mraz”) South Africa
(“Vader Kersfees”), Spain-Latin America
(“Papá Noel” or “San Nicolás”
), Sweden
(“Jultomten”), Switzerland
( “Samichlaus - Christkind”) Taiwan
(“聖誕老人”) Tataristan
(“Qış Babay”), Thailand
(“ซานตาคลอส”) Turkey
(“Noel Baba”), United Kingdom (“Father Christmas”), Ukraine
(“Sviatyi Mykolai”) Urdu
(“Baba
Christmas”), Uruguay
(“Feliz Navidad – Jolly Old Elf ”), United
States (“Santa Claus – Santa Clause”), Uzbekistan
(“Qor Bobo”), Venezuela
(“San Nicol s – Ni o Jes s”), Wales
(“Ilwyd – Sion Corn”), Vietnam
(“Ông
Già Nô-en”). Yugoslavia
(“Deda Mraz”), |